Jineoloji Dergisi 11. Yılında
Jineolojî nasıl kadınların kolektif bilinciyle gelişen bir bilimse, dergisi de bu bilinçle örgütlendi.
Matbaadan yeni çıkmış bir kitabın sayfalarını açmak, yeni bir dünyanın kapılarını açmak gibi heyecan vericidir. Düşünce gücünün kollektif bir emek sürecinden geçerek elimize ulaşmasını ifade eder. Ellerimizle çevirdiğimiz sayfaların sesi ve kokusu ile okuduğumuz cümleler, anlam dünyamızdan süzülerek yeni düşüncelerin doğuşuna vesile olur. Yaratıcı bir döngüselliğin ifadesidir bu süreç. Şimdilerde, çağ değişti. Kitaplar, dergiler giderek daha dar bir kesimin ilgisini çekiyor. Matbaaların yerini, internet siteleri alıyor. Uzun yazıların yerine kısa yazılar tercih ediliyor. 144 karakterle sınırlanan twitter paylaşımları, bir kaç paragrafı aşmayan facebook paylaşımları okuma ve yazma alışkanlıklarını değiştiriyor. Diğer yandan, hem bilimsel hem edebi yayım alanındaki katı kurallar değişmeden devam ediyor. Bilimsel düşünce üretme ve paylaşmanın herkesin harcı görülmediği, ünvan ve fonlara bağımlı kılındığı bir dönemdeyiz. Prestijli yayınevlerine, hakemlere, editörlere erişmek düşünce üretimini ve paylaşımını sert bir sınıfsallığa tabi tutuyor. Bu dönemde akıntıya karşı yüzen yayınların sayısı da az değil. Jineolojî Dergisi bunlardan biri.
Bilimsel yayıncılığın formatına yeni bir yaklaşım geliştiren Jineoloji dergisi, yaşamın bilimi ve dilinin kadın yorumuyla geliştirilmesindeki kolektifliğin ifade alanı oldu. Kolaycı değil anlamlandıran, hisseden okur-yazarlıkta ve herkesin bilgiye ulaşma, yorumlama ve de bu bilgiyi üretme hakkına sahip olması gerektiği ilkesinde ısrarcı oldu.
2016 yılının 8 Mart’ında ilk sayısını çıkaran Jineolojî Dergisi, Jineolojînin bilimsel kurumsallaşmasının stratejik adımlarından biri olarak ele alınabilir. 11 yıldır 3 aylık periyodlar halinde yayınını sürdüren dergi, Jineolojînin gelişimine de katkı sunuyor.
2015 yılı içinde küçük bir grup kadın, dergiyi kurma hazırlıklarına başladı. O zamana kadar, Türk zindanlarında hapis tutulan kadınlardan, Kürdistan’ın dört bir yanından Avrupa’ya kadınlar, Jineolojî’nin nasıl geliştirileceğine, kadınların neden bilime ihtiyaç duyduğuna, kadın biliminin neleri kapsayacağına dair tartışmalar yürütüyordu. Bunları konferanslar, seminerler, makaleler, mektuplar aracılığıyla paylaşıyordu. Ancak zindanlarda hazırlanan Jineoloji Tartışmaları kitabı, Jineolojiye Giriş kitabı, Demokratik Modernite Dergisi’nde Jineolojî konusuna yer verilen bir sayı dışında bu tartışmaların besleneceği bir yazımsal kanal yoktu. Süreli bir dergi çıkarma fikri, bu ihtiyaçtan çıkmıştı. Jineolojî ekseninde ortak bir tartışma platformu olacak bir yayın hedeflenmekteydi.
Jineolojî nasıl kadınların kolektif bilinciyle gelişen bir bilimse, dergisi de bu bilinçle örgütlendi. Logosundan iç tasarımına, çalışma mekanından, websitesine kadar bütün incelikleri düşünülerek, onlarca kadınla tartışılarak hazırlandı. Derginin merkezi Amed’di, fakat ortak amaç ve duyguyla kenetlenmiş giderek genişleyen bir ekip oluşuyordu. Kürdistan’ın ve dünyanın dört bir yanından kadınlara mektup yazılarak, derginin oluşumunda pay sahibi olmaya davet edildi.
Derginin dili Türkçe olarak belirlendi. Ancak hem tartışmalarda hem yazıların kabul sürecinde, çok dillilik esas alındı. Dar bir kesim dışında kadınların bilimsel bir dergiye yazma deneyim ve alışkanlıkları azdır. Bu hassasiyetle yaklaşılarak, dil ve biçim engellerini mümkün olduğunca azaltmak hedeflendi. Amaç, her kadının kendi duygu düşünce dünyasına denkleştirdiği yöntem ve dil ile dergide yer alması ve jineolojînin oluşumuna katkıda bulunmasıydı. Dolayısıyla, biçimsel standartların, değerlendirme ölçütlerinin dergiyle yazarlar arasında mesafe oluşturmasına izin vermemek gerekiyordu. Konu çerçevesinin belirlenmesinden yazının tamamlandığı aşamaya kadar yazarlarla paylaşım içinde olmak esas alındı. Bu hem derginin demokratik-kolektif bir ilişkisellik içinde gelişimi için, hem de yeni yazarların yazım süreçlerini desteklemek için gerekliydi. Bunun ne kadar yerinde olduğu, zaman içinde daha fazla açığa çıktı. Bilimsel bir dergiye, hele Jineoloji Dergisine yazmaya çekindiklerini paylaşan kadınlar hala var. Yazmaya çekinenler olsa da, akademisyen, aktivist, gerilla, öğrenci, sanatçı, işçi, köylü, tutsak fark etmeksizin bütün kadınların katkı sunduğu açık bir mecra olarak şekillendi. Dergiye yazan her kadın, birbirinin dünyalarını daha derinden tanıma ve anlama sürecine katılmış oluyor. Kadın biliminin gelişiminde söz sahibi olmanın sorumluluğu hep beraber taşınıyor.
Pozitivist paradigma içinde kurumsallaşan bilimsel yazım alanında yarışmayı hedefleyen bir dergi değil Jineolojî Dergisi. Sosyal bilimlerdeki hakim ideolojiyi deşifre ederken farklı düşüncelere açıklığını da koruyan bir yayın politikası izliyor. Bu yayın politikasını belirleyen bir yayın kurulu var.
Derginin editöryal ekibi ya da yayın kurulunda yer alması için bir çok kadına öneri götürüldü, fikir paylaşıldı. Her bir kadınla tartışma, jineolojinin ruhuyla pozitivizm ve oryantalizmle hesaplaşmanın yaşandığı bir paylaşım zeminine dönüştü. Bu zeminde, pozitivizmin şemalarından kurtulma çabası içinde olmak yayın ekibinde yer almanın temel şartına dönüşüyordu.
Künyesinde yer alan isimlerin hiçbiri kendilerini akademik ünvanları ile öne çıkarmıyor. Zira, akademik ünvanlar, kendi bilimsel anlayışımızın, dilini ve yöntemini nasıl geliştirebileceğimiz konusundaki tecrübesizliğimizi gidermiyor.
Sonuçta, yayın kollektifi, jineolojiyi yaşamlarını dönüştürmenin, özgürleşmenin bilimi olarak kucaklayan genç kadınlardan oluştu. Yayın kurulu değil, yayın kolektifi ismi benimsendi. Zira, bir dergiyi yayına hazırlamanın ötesinde bir birlikteliği ifade ediyordu çalışma. Kolektif ruh, sadece yayın kurulu üyeleri arasında değil, yazanlar, kapak resmini çizenler, öneri ve görüş belirtenler, okurlar arasındaki bağda oluşuyordu. Bütün bu kişilerin her birinin söz hakkına sahip olduğu bir yayın süreci sadece yayın kuruluna mal edilemezdi. Yayın kurulundaki isimlerde değişiklik oldu süreç içinde, ancak çalışma ilkesinde ve kolektif ruhta değişim olmadı.
Şimdiye kadar Kürdistan’dan ve dünyanın farklı yerlerinden yüzlerce kadın Jineoloji Dergisi için yazdı. Böylece dergi, sadece Kürdistan ve Türkiyeli kadınların değil Latin Amerika’dan Hindistan’a dünyanın farklı yerlerinden kadınların deneyimleriyle Kürt kadınların deneyimlerinin buluşmasında önemli bir zemin oldu. Dergi, Jineoloji atölyelerinden beslendi ve besledi. Dergi etrafında gelişen tartışma grupları, dergi konularının tartışıldığı okur buluşmaları ile oluşan sinerji içeriğine de yansıdı. Yaşam-bilim ilişkisinin yapıcı gücü buralarda ortaya çıktı. Bu sinerji kendisiyle birlikte bilginin kolektif üretim süreçlerine dair yeni yöntemler de geliştirdi. Sonuçları, derginin her sayısında bazen bir söyleşi, bazen bir film analizi, bazen ortak yazılan bir makale olarak yansıyor. Böylece dergi ve okurları arasında diyalektik bir ilişkinin zemini de oluşuyor.
Yayın kurulunda çok özel bir isim yer alıyor: Nagihan Akarsel. Nagihan Akarsel 2022 yılında Süleymaniye’de uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Elbette bu suikastin kimler tarafından gerçekleştirildiği bilinmekle birlikte, failler henüz soruşturulmamış, cezalandırılmamıştır. Derginin ilk hazırlık sürecinden, şehit düştüğü güne kadar büyük bir emekle katılan Nagihan, edebi yayın kurulu üyesi olarak dergideki yerini koruyor. Sevgili Nagihan, düşünceleriyle sadece dergiye değil bütün Jineoloji çalışmalarına güç katmaya devam ediyor.
Özgürlük Sosyolojisi kitabında Rêber Apo’nun kadın etrafında gelişecek bilimi doğru sosyolojiye götürecek yol olarak tanımlıyor. Hem sosyal bilimlerde yaşanan krize dikkat çekiyor, hem de bilimdeki cinsiyetçilikle mücadele için bir yol haritası sunuyor. Kadın etrafında geliştirilecek bilim, toplumsal-yaşamsal kaynaklarıyla nasıl bütünleşecek? Bilimde ahlaki-politik tutumun yöntemi, dili, konusu ne olacak? Bu temelde, bilimin soyut ve teorik dilinin nasıl aşılabileceği, yaşamın biliminin dilini oluştururken alışageldiğimiz düşünce ve yöntem kalıplarından nasıl arınacağımız önem kazanıyor. Jineolojî Dergisi bu sorulara kendini güncelleyen cevaplar geliştirerek kendi yolunu açıyor. Peki bu yolu açarken, hangi konular üzerinde durdu, dosya konularını neye göre belirledi?
Jineolojîyi geliştirirken konulan hedefler, Jineolojî Dergisi’nin de rotasını belirledi. Birincisi; sosyal bilimlerde devrim ihtiyacını tanımlamak ve krizin sebeplerini kadın bakışıyla ortaya koymak. İkincisi; bilimsel-kuramsal tartışmaları, toplumsal-politik bağlama oturtarak kadın özgürlük ideolojisinin sosyolojisini yapmak. Böylece kadınların kadim bilgelik damarlarını bedenleştirmek, direniş hafızasını güncellemek. Üçüncüsü, özgürlük mücadelesi deneyiminin içinde biriken yeni yaşam, özgür yaşam değerlerini toplumla buluşturmak. Dördüncüsü, Kürt kadınlarının mücadele kazanımlarını ve çıkardığı sonuçları kadın özgürlük mücadelelerinin çabalarıyla buluşturarak evrenselleştirmek. Jineoloji Dergisinin geçtiğimiz 10 yıl içinde yayınlanan 34 periyodik sayı, 2 özel sayısının kapsamı bu eksende belirlenerek, önemli bir birikim sağlanmış oldu.
Yeni bir sosyal bilim anlayışının ifadesi olmaya çalışıyor Jineoloji Dergisi. Şimdiye kadar çıkan sayıların dosya konuları kadın bilimi tartışmalarının seyrini de ifade ediyor bir bakıma. Ele aldığı konularla toplumsal yaşamın kördüğümleşen sorunlarını kadın bakış açısıyla tahlil etme ve çözüm önerilerini tartışma zemini oluşturuyor. Bu doğrultuda, derginin ilk sayısı “Sosyal Bilimin Krizi ve Jineoloji” ismiyle hazırlandı.
İlk oniki sayı, daha çok jineolojînin kendini tanımlayacağı temel konulara dair görüşlerini ifade etme üzerine tasarlandı.1-Sosyal Bilimlerin Krizi ve Jineolojî, 2- Kadın Gerçeğine Dayalı Yöntem ve Hakikat, 3-Kadın Devrimi ve Jineolojî, 4-Özsavunma Olarak Jineolojî, 5-Ortadoğu Krizine Çözüm Arayışları, 6-Kadın Doğasına Bakış, 7-Erkek Doğasına Bakış ve Erkeklik, 8-Özgür Eş Yaşam; Neden, Nasıl?, 9-Etik-Estetik I; Toplumsal Tarihte İyi ve Güzelin Direnişi; 10-Etik-Estetik II; İyi ve Güzelin Dili, Eylemi ve Kuramı, 11-Kadın Direniş Yöntemleri I, 12-Kadın Direniş Yöntemleri II
Sonraki sayılar, Jineolojînin diğer bilimlere ve yaşam alanlarına dair yaklaşımını ele almak temelinde planlandı. 13-Eğitim Politikaları, 14-Demokratik Siyaset, 15-Demografya, 16-Demokratik Komünal Ekonomi, 17- 21. Yüzyıl; Kadın Yüzyılı, 18-Aile Tartışmaları, 19-Ekolojik Yaşam, 20-Yaşamın Bilimi ve Dili, 21- Dincilik Eksenli Sömürgecilik ve Kadın Kırım Politikaları, 22- Kültürel Kriz ve Krizden Çıkış Yolları, 23- Gençlik Tartışmaları
Daha sonra yaşadığımız çağı kadın bakış açısıyla ele alma ihtiyacından yola çıkarak, “21. Yüzyıl kadın devrimlerinin yüzyılı olacak” tespiti ekseninde odaklanma ihtiyacı duyulan konular ele alındı. 24- Cinsellik: Kutsallıktan İktidar İdeolojisine, 25- Sömürgecilik, 26- 21.yüzyılda Bilimciliği Aşmak, 27- Özgürlük Potansiyelini Örgütlemek: Toplumsal Hareketler
Lozan’ın yüzüncü yılında Kürt halkına dayatılan kırım politikalarına bir cevap oluşturabilmek amacıyla dört dosya konusunu Kürdistan’da kadın gerçeğine ve direnişine odaklayarak 28- Rojhilat, 29- Rojava, 30- Bakur, 31- Başûr sayıları hazırlandı. Dergi 10.yılına girerken 32- Kadın Konfederalizmi, 33- Tecrit ve Kapatılma, 34- Üçüncü Çizgi, 35- Demokratik Toplum Sosyalizmi, 36- Dört Katmanlı Kadın Kurtuluş İdeolojisi, 37- Kadın ve Barış konuları ele alındı.
İhtiyaçlara bağlı olarak farklı dönemlerde özel sayılar da çıkarıldı. Toplum Kırım Aracı Olarak Pandemi ve Nagihan Akarsel’in anısına onun dergide çıkan yazılarından oluşan Nagihan’la Hakikat Yolculuğu özel sayıları çıkarıldı. Ayrıca, dönem dönem farklı dillerde hazırlanan özel seçkilerle daha fazla kadına ulaşmaya çalışılıyor. Şimdiye kadar belli aralıklarla Arapça, Farsça, Kurmanci, Sorani, İngilizce dillerinde de okuyucuyla buluştu. Eski sayılarını websitesi üzerinden (www.jineolojidergisi.com) erişime açılması, daha fazla kişiye ulaşabilmesine imkan sağlıyor.
Derginin oluşum sürecinden bugüne kadar geldiği yolu izlediğimizde, büyük bir jinerjî görüyoruz. Bu jinerji ile faşizmin en sert dönemlerinde bile çalışma koşullarını oluşturarak, maddi imkansızlıklara rağmen kağıt baskıda ısrar ederek, kendi bulunduğu mecrada dönemin koşullarını tahlil edip yanıt olmaya, fikirsel tartışmalarla ufuk açmaya çalışıyor Jineolojî Dergisi. Mevcut bilimsel-akademik dergi kalıplarını esas almaktan ziyade kadınların özgürlük sorununun sinir uçlarına dokunmayı, kadınların duygu-anlam dünyasından beslenmeyi ve bu dünyaya dokunmayı esas alan Jineolojî Dergisinin yeni sayılarını heyecanla bekliyoruz.