Rojiyen Hisen
Teoriler bir yaşam tarzı haline geldiğinde, kalbimizin ve düşüncelerimizin derinliklerinden ona teşekkür etme hakkımız doğar. Bilimsel, felsefi, dini ve mitolojik teoriler de dünyada pek çok renk ve dille yayıldı; kimisi günümüze kadar varlığını sürdürdü, kimisi yok oldu, kimisi bir hakikate dönüştü, kimisi ise bir ufuk çizgisi gibi kaldı. Ancak bilimsel bir teori olarak kendini binlerce yıllık yaşanmışlığa, deneyime, eleştiriye ve çözümlere dayandıran Jineoloji’nin ortaya çıkışıyla birlikte, tarihin kalıntılarından aldığı o güçle bu teori bir yaşam tarzına dönüştü. Biz de onun üzerimizdeki etkisini ve üretimlerini bireysel olarak paylaşmak istedik.
Jineoloji, Kürdistan ve dünya genelinde büyük bir yankı uyandırdı; içeriğine dair muazzam bir merak var. Biz de aynı merakla, kimlik üzerine mücadelenin halen sürdüğü bir yaşamın içerisine bu bilimsel teoriyi nasıl dahil edebileceğimizi düşünüyoruz. Jineoloji kadınların yaşamına girdiğinde ben henüz on yaşındaydım ve bunu duymamıştım. Yıllar geçti ve biz Jineoloji araştırma merkezine dahil olduk. Bu çalışmayla karşılaşmak, bendeki duygulara sahip kadın tanımını yeniden değiştirdi ve bilincine vardırdı; bu yüzden Jineoloji benim için bir yaşam biçimi haline geldi.
KADIN DUYGULARIYLA YAPILAN TANIMLAR VE ÇÖZÜMLEYİCİ KALEM
Jineoloji içimdeki gizli duygularda açtığı göz; kişilikte, yaşamda, sporda, dizilerde, kitaplarda, yazılarda, arkadaşlıkta ve sevgide yeni çözümlemelere ulaşmamı sağladı. Jineoloji çalışmalarına ilk katıldığım dönemde, çalışma alanının kadınlar olması, birbirinin duygularını anlaması, birbirinin deneyimlerine anlam katması ve yan yana kıymetli hissetmesi nedeniyle doğrudan bir rahatlık vardı. Elbette bununla eş zamanlı olarak toplumsal sistem, okul, devlet üniversiteleri, aile ve siyasi sistem kaynaklı çelişkiler de gün yüzüne çıktı.
Rojavayê Kürdistan’daki, ayrıca Halep, Tebka ve Minbiç şehirlerindeki Jineoloji Araştırma Merkezlerinde kadınlar, üzerimize yüklenen zihniyeti analiz ediyor ve kadın bilimini yaşamımıza nasıl dahil edebileceğimizi tartışıyordu. Fakat bu diyalog ve çelişkilere rağmen Jineoloji zaten yaşamımızın bir parçası olmuştu; kadınlar karşısındaki gücümüz, annelerin farkındalığı, birbirine destek olan ve dizüstü bilgisayar kullanımından eğitim derslerine kadar her şeyi birbirine öğreten kadınlar bunun kanıtıydı.
Araştırma merkezleri kadınlar için birer sığınak haline gelmişti; orada filmler izler, üzerine uzun saatler boyunca sohbet ederdik. İlk defa, film ve dizilerdeki kadın karakterlerin erkekler tarafından yazıldığında ne kadar farklı olduğunu fark ettik. Kadını zayıf tanımladığını, analitik yönünü kullanmadığını, yaşamını edilgen bir nesne olarak kurduğunu, hatta yaşlanmış tüm kadınlara cadı ve büyücü gözüyle bakıldığını gördük.
Ancak kadınlar tarafından yazıldığında ise meslek sahibi kadınlar, bilge ve savaşçı kadınlar, kadının ve toplumun komünalleşmesini, ortaklaşmasını seven ve yaşamlarını kendi öznelliklerine göre inşa eden kadınlar açığa çıkıyordu. Hatta yaşlanmış kadınlara dair bakış açısı, onların birer deneyim sahibi, aşiretin ve toplumun yöneticileri olduğu yönünde öne çıkarılıyordu.
Bu, duygu ve düşüncelerimde deprem yaratan ilk değerlendirmeydi. Jineoloji’den önce insan yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu fark ediyordu, fakat Jineoloji tam olarak bakmamız gereken o yere ışık tuttu.
Bunun yanı sıra kadının spora bakışı da değişti. Özellikle futbol gibi takım oyunlarına olan sevgim ve kişisel desteğim arttı, futbol oynayan takımlara dair değerlendirmelerim farklılaştı. Oyun artık en popüler olanlarla değil, komünal ruhu taşıyanlarla, yurtseverlik duygularını sporla bağdaştıranlarla anlam kazanıyordu. Hepsi ülkenin başarısı ve kendilerini destekleyenlerin umutlarını boşa çıkarmamak için sahadaydı ve zafere ulaşıyordu; burada birey değil, bütünsellik önemliydi. Ayrıca bu sporların, halkın siyasi davalarıyla ve kadın-erkek oyunları arasındaki farkı yaratan toplumsal cinsiyetçilik davalarıyla bağı da görünür oluyordu.
Her bir çözümleme keşfinde yaşadığımız duygular bizi güçlendiriyordu; çünkü artık kadınlığımıza dayatılan sınırları görebiliyorduk ve bu sınırları aşma yöntemi ile çözüm arayışlarındaki arayışlarımız daha da güçleniyordu. Jineoloji, artık kurban psikolojisiyle hareket etmemizi değil, çözümü duygu ve analizle var etmemizi sağladı.
KALICI ARKADAŞLIK VE KADIN OLMAK
Jineoloji’den önce de çok arkadaşım vardı, fakat Jineoloji ile tanıdığım arkadaşlar kalıcı oldu. Kadın birliğinin ruhu, kadının gücü ve kadınların gözlerindeki o ışıltı orada tarihi bir destan gibiydi. Yıllar sonra bir kadın olarak bu arayışımın karşılığını orada buldum ve bu bağ hala bizimle. Arkadaşlarımız binlerce kilometre uzakta olsalar bile, duygularımız ve düşüncelerimiz bizi birbirimize çok yakınlaştırıyor.
Kadınların araştırma merkezlerinde, gençlik atölyelerinde, açık ve kapalı kamplardaki bir araya gelişleri, kadın özgürlük ideolojisini bize bizzat yaşatıyordu. Bu durum günlük yaşamımıza da yansıdı; özgürce gülüyorduk, kadınlar birbirini kıskanmadan, dedikodu yapmadan, kadın ruhunun özgürlük yarışında bir arada yaşayabiliyordu ve bu durum bugün tüm dünyaya yayılıyor.
Jineoloji benim için dünya genelindeki kadın davalarının komünalleşmesini tek bir potada eritti; hem Kürdistan’da hem de dünyanın dört bir yanında kadın bilim alanı, farklı kalemler ve bakış açılarıyla duygu ve çözümlemelerimizi tek bir amaçta birleştirdi.
TEŞEKKÜRLER JINEOLOJİ